14 Ekim Dünya Palyatif Bakım Günü

‘14 EKİM DÜNYA PALYATİF BAKIM GÜNÜ’
Palyatif Kelimesi Latince’de ‘örtü’ anlamına gelen ‘palladium’ kelimesinden köken almaktadır. Palyasyonda amaç altta yatan nedeni saptamak değil altta yatan nedenin yol açtığı olumsuz etkileri iyileştirmektir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından Palyatif Bakım; Yaşamı tehdit eden hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan problemlerle karşılaşan hasta ve ailede; ağrının ve diğer problemlerin, erken tanılama ve kusursuz bir değerlendirme ile fiziksel, psikososyal ve spritüel gereksinimlerin karşılanması yoluyla acı çekmenin önlenmesi ve hafifletilmesine yönelik uygulamaların yer aldığı ve yaşam kalitesini geliştirmenin amaçlandığı bir yaklaşımdır. Palyatif bakım sadece hastalara yönelik değildir. Palyatif bakımda verilen hizmetler hastanın ailesini de içerir. Kabullenme, bilgilenme ve yas ile mücadele palyatif bakımın önemli parçalarıdır. Bu nedenle Ekim ayının ikinci Cumartesi günü ‘Dünya Hospis ve Palyatif Bakım Günü’ olarak belirlenmiş olup, palyatif bakımla ilgili farkındalığın arttırılması amaçlanmıştır. 1967 yılında Dame Cicely Saunders İngiltere’de ilk modern hospisi kurmuştur. Ardından diğer Avrupa ülkeleri tarafından palyatif bakımın önemi fark edilmiş ve artan yaşlı nüfus ve kronik hastalıklar nedeniyle dünya çapında hızla yaygınlaşmıştır. Ayrıca yapılan çalışmalarda hastanede yatarak bakım alan hastaların yakınları ve bakıcılarının hafif-orta derecede duygusal stres yaşadıkları ve bu durumun da belirgin artmış ölüm riski ile ilişkili olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle palyatif bakımda hasta ve yakınlarının tüm sorunları toplu değerlendirilir ve çözüme kavuşturmak hedeflenir.
Palyatif bakımda amaç
Kişinin hayatına yıllar eklemek değil, yıllarına hayat eklemektir.
Ağrı ve diğer rahatsız edici semptomların giderilmesini sağlar
Yaşamı desteklemekle birlikte ölümü de doğal bir süreç olarak algılar
Ölümü hızlandırma ya da erteleme amacı taşımaz
Hasta bakımının psikososyal ve ruhani yönlerini fiziksel bakıma entegre eder
Hastaların son ana kadar mümkün olduğunca aktif bir yaşam sürmelerinde destek sağlar
Hasta yakınlarına hastalık süreci ve sonrasında kendi yas süreciyle başa çıkabilmelerinde destek sağlar
Gerektiğinde yas dönemi danışmanlığı da dâhil olmak üzere hasta ve yakınlarının gereksinimlerinin karşılanmasında ekip yaklaşımını kullanır
Yaşam kalitesini arttırır ve aynı zamanda hastalık sürecini olumlu etkileyebilir
Hastalık sürecinin erken evrelerinde; KT ve RT gibi yaşam süresini uzatmayı hedefleyen tedavilerle birlikte kullanılabilir; klinik komplikasyonların daha iyi anlaşılması ve yönetilmesini sağlar
Palyatif Bakım Hastaları Kimlerdir? 

Alzheimer ve diğer demans hastalıkları, kanser, kardiyovasküler hastalıklar (ani ölümler hariç), karaciğer sirozu, kronik obstruktif akciğer hastalığı, böbrek yetmezliği, multiple skleroz, diyabet, HIV/AIDS, Parkinson hastalığı, romatoid artrit, ilaç dirençli tüberküloz olarak belirtmiştir. Yakın zamana kadar palyatif bakım, küratif tedavi alamayacak olan,
ölüme yaklaşmış kanser hastalarına sağlanacak bakım olarak bilinmekteydi. Günümüzde palyatif bakımın herhangi bir ciddi hastalığın erken evresinde veya hastalığın seyrini değiştirebilecek tedavi almakta iken dahi her hastaya sağlanabilir olduğu hatta sağlanması gerektiği bilinmelidir.

Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) ise palyatif bakım endikasyonu olan hastaların özelliklerini şu şekilde sıralamıştır:
Düşük performans durumu olan, kendi bakımı için kısıtlı yeterliliği olan hastalar,
Daha önce almış olduğu kanıta dayalı tedavilerden yarar görmeyenler,
Herhangi uygun bir klinik çalışmaya dâhil edilmeye uygun olmayanlar,
Hekime tedavinin etkili olacağını düşündüren bir kanıtın olmaması.
Palyatif bakımda yöntem
Palyatif bakım, hastadan bilgi alıp fiziksel bir muayene yaptıktan sonra rahatsızlık veren belirtilerin nerden kaynaklandığını araştırmadan ya da bu belirtilere sebep olan şeyi tedavi etmeden, sadece belirtilerin azaltılmasını ya da yok edilmesini ifade eder. Mesela, bir palyatif bakım ekibi nefes darlığı ve nefes alırken acı duyma gibi belirtileri, ister akciğer kanserinden kaynaklanıyor olsun, ister başka bir hastalıktan, aynı şekilde ele alıp rahatsızlığı gidermeye çalışır. Hastaya ne rahatsızlık duyduğunu sorup fiziksel muayenesini yapmak hemen her durumda belirtilerin giderilmesine yetecek kadar bilgi sağlar, ayrıca akciğer filmi çekilmesine ya da başka testler yapılmasına gerek duyulmaz. Çünkü, hasta bu hastalığı için tedavi görmekteyse, palyatif bakımından beklenen tek şey sıkıntı veren belirtilerin ortadan kaldırılmasıdır; eğer söz konusu hasta için bu belirtilere sebep olan hastalığın tedavisinin artık mümkün olmadığı biliniyorsa, palyatif bakım ekibinden beklenen tek şey yine aynı şekilde belirtilerin ortadan kaldırılmasıdır